SÜMEYYE DİYARI

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NAMAZ VAKTİ

FACEBOOK SAYFAMIZ

Nefsimize Karşı Kur'an'la Mücadele Etmeliyiz

Esra Erat

01 Mart 2014, 16:52

Esra Erat

     İnsanın nefsini terbiye etmek için, başvuracağı tek kaynak Kur'an'ı Kerim'dir. Bizi tek bir nefisten yaratan Yüce Rabbimiz, elbette bizi başıboş da bırakmamıştır. “O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık.”(En'am Suresi, 98)

     Eğer insan, gerçekten başıboş bırakılsaydı, doğru ile yanlışın kıyasını yapamasaydı, dünya çok korkunç bir yer olurdu. İnsan sadece Allah sevgisiyle ve Allah korkusuyla fıtratına uygun yaşayabilir. Ama Rabbimiz imtihanın bir gereği olarak şeytanı ve onun kölesi olan nefsi yaratmıştır. Buradaki amaç samimi olanlarla samimi olmayanları birbirinden ayırmaktır. Allah'tan korkan samimi bir müminin yapması gereken ise, nefsini bu dünyada terbiye etmektir ki, ahirette nefsinin arzuladığı her şeye kavuşabilsin. "... orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız." (Zuhruf Suresi, 71)" 

     Yüce Allah, yarattığı kullarını çok iyi tanımaktadır. İnsanların zaaflarını, korkularını, sınır tanımayan isteklerini, yapabileceği kötülükleri kişinin kendisinden daha iyi bilmektedir. Yüce Rabbimiz bizde olanı bilir, ama biz bilemeyiz. Allah ayette insanın bencil ve haris olduğundan açıkça bahsetmektedir. "Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı.” (Mearic Suresi, 19) Şeytan ve nefis konusunda insanın sürekli teyakkuz halinde olması gerekir. Çünkü Rabbimiz'in de belirttiği gibi şeytan, bizim en büyük düşmanımızdır. Dolayısıyla nefsimiz de sürekli mücadele etmemiz hatta hayatımız boyunca mücadele etmemiz gereken bir düşmandır. 

      Nefis, enaniyeti, övünmeyi sever, dünyevi istek ve arzuları sınırsızdır, hırslıdır; insanın samimiyetini ve ihlasını kırmaya çalışır, vicdanını dinlemesini istemez, sürekli övülmek ister. Nefsin sahip olduğu bu özellikler şeytanın kullandığı yöntemlerdir. Şeytan da, Rabbimiz'e karşı çıkmıştır, Hz. Adem'e secde etmeyi kabul etmemiştir, kendisini Hz. Adem'den daha üstün görmüştür. 

     (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (Araf Suresi, 12) 

     Sonuç olarak şeytan, Allah tarafından kovulmuş ve kınanmıştır, kıyamete kadar kendisine süre tanınmıştır. Tanınan bu süre bizim için de çok önemlidir. Şeytan bu süreyi, kendine yandaş edinip, birçok insanı cehenneme sürüklemek için kullanacaktır. Müminlerin de bu süreyi, şeytanın esiri olan nefsini arındırmak için kullanması gerekir. Çünkü en büyük düşmanı, insanın kendi içindedir. 

Kullarına karşı sonsuz merhametli olan Yüce Rabbimiz, nefsin nasıl yenilebileceğini Kur'an'da açıklamıştır. Mesela insanın nefsini kınaması en etkili yöntemlerden biridir. Nefis, gururundan dolayı eleştirilmekten hiç hoşlanmaz, kendine benlik vermeyi sever. Bu yüzden insan, yaptığı bir hatadan dolayı pişmanlık duyup, bu hatasını itiraf edip, Allah'tan bağışlanma dilerse nefsine en büyük acıyı yaşatmış olur. Ama aynı zamanda vicdanının sesini dinleyip, Allah'ın hoşnutluğunu kazandığı için de tarif edilemez bir huzur duyar. Hz. Yusuf (a.s)' da nefsini temize çıkarmaktan Allah'a sığınmıştır.

     “(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbim’in kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir…” (Yusuf Suresi, 53) 

     Bediüzzaman Hazretleri'de, nefsini eleştirip kusurunu itiraf edenin şeytanın şerrrinden kurtulabileceğini Risale-i Nur'da şöyle izah etmiştir . "Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. 3 Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur."
(
Lem'alar,OnÜçüncüLem'a
)

      Nefis, insanı hatasız olduğuna inandırarak vicdanın sesini bastırmaya çalışır. Bu yüzden yukarıda bahsettiğim süreyi, Allah'la sürekli derin bir bağlantı halinde olarak, Allah'a sürekli dua ederek, Allah'a çok yakın olarak ve Kur'an' Kerim'i kendine rehber edinerek yaşamamız gerekir. Aksi takdirde şeytanın cehenneme sürükleyeceği gruptan oluruz.İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ) dır. (İbrahim Suresi, 52)
 

 

Yazar: Esra Erat / www.sumeyyediyari.com

 

Bu haber 1116 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Sezai Karakoç'un Kurban Bayramı Konuşması 2 Eylül 201713 Eylül 2017

GÜZEL SÖZ (RESİMLİ)




RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu


Altyapı: MyDesign Haber Sistemi