SÜMEYYE DİYARI

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NAMAZ VAKTİ

FACEBOOK SAYFAMIZ

Noel - Hem Britanyalı Hem Müslüman Olmak

Yasemin Irak

16 Şubat 2014, 18:27

Yasemin Irak

Avrupa'da yaşayanlar için senenin o vakti yine. Sokakların, evlerin, bahçelerin ışıl ışıl süslendiği, çam ağaçlarının alındığı, çılgın alışverişlerin yapıldığı, Noel planlarının yapıldığı ve babaları olan Saint Nicholas’ın onları ziyaret edip getireceği hediyelerin dileklerinin tutulduğu Noel bayramına hazırlık sezonu. Eğitimde, okullarda, medyada, noel adeta her yerde. Yıllardır Avrupa'da yaşayan biri olarak şunu diyebilirim ki; Noel zamanında hem Britanyalı hem Müslüman olmak çok zor.

Noel bayramı öylesine abartılarak kutlanıyor ki Müslüman çocuklar hazırlıkları ve kutlamaları hayranlıkla izlerken özeniyor, biz neden eğlenceye dahil olamıyoruz, bizim de evimizde ışıl ışıl yanan bir Noel ağacımız olsun diyebiliyor. Sadece çocuklar değil bazı yetişkinlere de şatafatlı eğlenceler cazip gelebiliyor. Noel'e karşı birçok yaklaşım ile karşılaştım, bu yıl da Noel bayramını sağ salim atlatabilmek için bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Birçok Müslüman bu dönemde dış dünyadan faydalı hiç bir şey alamayacağımız düşüncesinin arkasına sığınarak Noel'in bazı yönlerinin İslam inancımıza saldırı hatta duruşumuzda itidalimizi yitirmemize neden olduğu gerekçesiyle rahatsız oluyor.

Çevremizdeki insanlar Noel zamanında aşırı yemek yeme, aşırı içki tüketimi ve açık saçık ya da onursuz şekilde giyinmeyi planlıyorlar. Müslümanlar bu duruma karşılık bilinçlilik geliştirerek, şahlanmış materyalizme, aşırı tüketime ve bütün bu anlamsızlığa karşı antipati oluşturuyor.

Sürekli bir Noel hatırlatmasıyla karşı karşıya kalmanın doğal bir sonucu olarak etrafta olan bitene safça insanî bir bakışla baktığın zaman, gerçekten her şey çok cazibeli görünmekte, insanı yoran her türlü sorumluluk sanki üzerinden alınmış da herkes topluca cennete dahil olmuş gibi çok iyi vakitler geçirilmektedir. Sen de bir an bu kuşatılmışlıkla sanki cennetten uzak kalmışsın gibi hissederek eğlencenin bir parçası olmak istersin ama olamayacağını bilirsin. Bütün olan bitenlerin neresi gerçekten dinle alakalı neresi basit birer eğlenceden ibaret çok ayırdına varamadığın için bir savunma geliştirirsin kendinde ve uzak kalmayı yeğlersin. Çünkü bir şekilde katılırsan kendi inancından taviz vereceğin hissi yoğun bir şekilde seni kuşatır ve bu suçluluk hissiyle yüzleşmek istemezsin. Bireysel olarak bu durumu aşmanız kolaydır. Ancak çocuklarınız varsa kendinizin ikilemlerini onlara yaşatmamak ve bazı şeylerin sonra konuşulması gerektiğini düşünerek, onların hayal dünyalarını hepten yok etmemek ve ayrıca inanç taraflarına halel getirmeyecek ölçüde düşündüğünüz bir miktar eğlenceye izin verirsiniz ama aslında nefsinize hitap eden bütün bu cazibenin etkisiyle zaman zaman dışarı çıkıp eğlenmek, giyinmek, saçma sapan bir şekilde yüksek sesle gülmek, şarkı söylemek için bulmak isteyip istemediğinizden emin olmadığınız halde bir süre kendi bahanelerinizi ararsınız. Eğer Noel günü bir yere davet edilseniz bile Noel sizin için kendinizi farklı hissedeceğiniz ve Noel’i kutlamadığınız için sadece gözlemlediğiniz bir şey olmaktan gelen güven eksikliği olacaktır. Bundan dolayı evinizde dört duvar arasında tüm eğlenceden uzakta, dışlanmış hissedersiniz. Bu dışlanmışlık hissi ile Allah’a kul olmanın bilinciyle sahip olduğun güzellikleri düşünebilirsen size bir yol açılması da kaçınılmazdır. Bu yol Tek olana yakınlık yoludur. Bu gayreti göstermenin çok zor olduğunu yadsıyamam ama kişinin bu duygularla evine döndüğü bir zaman kıldığı namazdaki secdesinin zevkinin bambaşka olacağına inanıyorum.

Bana çarpıcı gelen önemli şeylerden biri, insanların aidiyetlerinden kaynaklı birçok kimliğe sahip olmasıdır. Bu kimlikler ise genelde birbirleriyle çatışma halindedir. Aynı anda baba olmak, hem de evlat rolünüzü aynı evin sınırları içerisinde sürdürmek zor olduğu gibi, Britanyalı olup hem Müslüman olmak da çok zor. Özellikle bu görüş bireysel ve toplumsal düzeyde sürekli değişken haldeyken ve hepimizin içerisinde birçok çelişkiler varken, dini açıdan bakıldığında, duruşumuz ile ilgili nerede olduğumuzu bilmek ve kabul etmek oldukça zor olabilir. Bir yandan bunun öncelik olduğunu biliriz ancak her zaman içimizde hissedemeyiz. Öte yandan dışarıya karşı çok dindar görünebiliriz ancak içimizde tuttuğumuz inancın bizim yansıttığımızdan çok kırılgan olduğunu fark ederiz. O halde bu kimlikler arasında dağılıp parçalanmadan önce, bir değer sıralaması yapmayı becermeliyiz. İnsan olmak, Müslüman olmak, Avrupalı olmak vb. kimlikleri yatay olarak birer çatışma yaşatan aidiyetler olmaktan uzaklaştırıp, dikey bir pozisyon sıralaması yaparak bunu tam olarak tahakkuk ettirmeliyiz. Bunun sorunlardan kaçmakla olmayacağı ise aşikardır. Bunun mümkün olması neyi ne için yaptığımız ekseninde sorularımızın çoğalmasıyla bize açılacak olan rahmet sayesinde bu soruların cevaplarını bulmamızdır. Sorunlar bu noktada bizi ilmen ilerleten ve hakiki mutluluğa erişmemize vesile olan durumlar olarak göğüslenmesi daha kolay olgular haline gelecektir.

Avrupa'da yaşayanlar için Noel, cumartesi gecesi bir Müslümanın taksi kullanmasına benziyor, kutlamaların içindesin ama aslında değilsin. Sorulması gereken asıl soru şudur: kendimizi merhamet, şefkat, anlayış, muhakeme ile kuşatıyor muyuz ya da diğerlerine karşı yargılayıcı mıyız?

Belki de bu kutlamaların içinde ya da dışında olduğumuzun hiç bir önemi yoktur, asıl önemli olan niyetimizdir ve bunun davranışlarımıza, ilişkilerimize nasıl yansıdığıdır.

Davranışlarımızı nasıl sergilediğimiz ise savunmasız/hassas olan insanlarla iletişimdeyken daha belirgindir. Örneğin, yeni Müslüman olmuş ve diğer Müslümanlara karşı daha açık diyalog içinde olmak isteyen, kaynaşmak isteyen kişileri düşünelim.

Doğuştan Müslüman, yeni Müslüman olanların Noel'in onlar için ne kadar büyük bir test olduğunu unutarak aileleriyle kutlamalara katılmalarına çok katı tavır takınabiliyor. Aynı şekilde gençlerin gelişimi için arkadaşlık kurma ve sosyal ağın parçası olup farklı görünmeme ne kadar önemlidir. Bu ortamda Noel’i tecrübe etmeleri onlar için de çok büyük bir test. Yetişkinler gençlerin sorunlarını anlayarak, ihtiyaçlarına cevap vermek yerine çok sert tepkiler vererek küçümseyebiliyorlar. Devlet okuluna giden çocuklarımız Noel dönemi bir takım kutlamalara şahit oluyor, hatta okul tarafından yapılan gösterilere öğrencilerin katılım göstermeleri bekleniyor. Bazı aileler okul tatil olmadan bir hafta öncesinden çocuğunu alıyor, bazıları da kutlamalara katılmasına izin vermiyor. Katılmadığında ya da entegre olmadığınızda büyük ölçüde marjinalize oluyorsunuz. Bu durum özellikle okullarda sıkça yaşanmakta. Çocuklar bu dönemde çocukluğun verdiği coşku ile Noel babanın onlara getireceği hediyelerden ve Noel’de yapacakları kutlamalardan bahsetmekteler. Şahit oldukları olaylar küçücük yaşta çocuğun kafasında çatışmaya sebep oluyor. Çocukların bu tür kutlamalara katılmasına izin verdiğinde ise temel değerler değişebiliyor. Dolayısıyla Noel zamanında toplumsal değerler ile İslami değerlerin çatışması kaçınılmaz. Özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan çocuklarda bunun yaşattığı hasarı sürekli görüyoruz. Batı'da yetişen çocuklar kimlik çatışması yaşamakta çünkü hakikatin ne olduğundan emin olmadan büyüyorlar. Britanyalı, Bangladeşli, Pakistanlı birçok etnik kökenden insan ile iç içe yaşıyorsun ve her birinde farklı değer sistemi mevcut. Birbirlerine ters olan farklı inanç sistemleriyle iç içe yaşarken bazı aileler kendi değerlerinden feragat ediyor. Bazı Türk aileleri evlerine çam ağacı alıp süslemekte bir sakınca dahi görmüyor.

Birey düşünce, inanç ya da tutumlarına ters düşen bir davranış sergilediğinde "bilişsel çelişki" ortaya çıkar. İnsan düşünceleri ile tutarlı davranmaya eğilimli bir varlıktır, çatışma olduğunda iç huzursuzluk yaşanır. Uyumsuzluğun ortadan kaldırılmaması kişinin aile önünde maske takarak farklı kişilik sergilemesine, yine toplumda başka bir maske takarak daha farklı bir kişilikle belirginleşmesine neden oluyor. Hal böyle olunca özellikle gençlerde buhranlar yanlış yollara sapmalara ve yanlış seçimler yapmalarına kadar varıyor. Modern psikoloji içsel çatışmalarımızı fark ederek, davranış ve düşüncelerimiz arasındaki tutarlılığının sağlanmasının ruh sağlığımız ve mutlu ve huzurlu olmamız açısından kilit rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu aslında Mevlâna'nın yüzyıllar önce dile getirmiş olduğu ve çoğumuzun özümüzden kopmuş olmanın getirdiği cehaletle bihaber olduğumuz "ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol" sözünde bahsedilen hakikatin bir yönüdür. Görüldüğü üzere, Noel sezonunda ortaya çıkan sosyo-kültürel ve inanç çatışması apaçık ortadadır, bu dönem kim olduğumuzu ve diğerleriyle birlikteyken nasıl olduğumuzu, kişinin kendi hakkındaki algısını ve niyetini yakından sorgulaması için meydan okumakta. Bu durumda ne yapmalı? Belki farklılıkların artılarına odaklanıp, üstünlüğün ise takva ile olduğunu, takvanın da şüpheli şeylere dalmamakla ilişkisini unutmadan değerlendirmeler yapmalıyız. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Allah diyor ki; Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık. Haberiniz olsun ki, Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, her şeyden haberdardır. (49 / HUCURÂT - 13)

İslam kesinlikle bir yaşam tarzıdır ve Allah (cc) sadece hangi zamanda yaşayacağımızla birlikte nerede yaşayacağımızı da belirlemiştir. Allah (cc) kullarını zorluklarla sıkıntılarla dener bu yüzden kendimizi bulduğumuz yaşadığımız yerde ve zamanda nasıl bir Müslüman olmamız gerektiğini öğrenmemiz görevimizdir. Bir şekilde İslam - teslimiyet - demek oluyor ki, yaşadığımız zaman diliminde Müslüman olmanın ne demek olduğunu kavramamız gerekiyor.

Bu sorunlara nasıl karşılık verileceği konusunda kesin cevaplara henüz ulaşmamış olabiliriz. Ancak cevapları nerede bulacağımız ve ölçüleri nasıl belirleyeceğimiz konusunda asla şüphemiz olmamalıdır. Bunların cevaplarının bizim geleneğimizde olduğuna inanıyorum. Nitekim geleneğimiz Kur’an ve Sünnetten beslenen bir gelenektir. Nefsi yönelimlerimize fetvalar bulmak için değil aksine hakikatin ne olduğunu aramak için aslımıza dönüp müracaat ettiğimiz ölçüde kaynaklarımız bize doğru cevaplarla seslenecektir. Buna inanalım. Ayrıca bir realitedir ki çocuklarımıza bayram kültürünü verme konusunda Batılılar kadar başarılı sayılmayız. Elimizi taşın altına koyup kendi bayramlarımızı eğlenceli hale getirmeliyiz. Bir önceki jenerasyona göre bizler farklı bir gemideyiz çünkü hem kültür farklılığını hem de çatışmayı çok iyi okuyabiliyoruz.

Ailenin çocuklara çok iyi bir model olması gerekmekte. Çok zor, çok emek, çok vakit istiyor fakat nihayetinde sağlıklı bir ilişki kurulması için bu şart. Çocuklarımızı dini hususlarda heyecanlandırmalıyız. Bayramlarda birlikte hediyeler alıp paketleyebilir, yakınlarımıza kart hazırlayabilir, evlerimizi süsleyebilir, yemek ve tatlıları birlikte yapabiliriz. Kur'an ve Sünneti de mevcut kahramanları, Karagöz ve Hacivat, Keloğlan, Nasreddin Hoca gibi karakterleri kullanarak sevdirebiliriz. Yine bu konuda hakikat erleri olan Mevlana, Yunus Emre gibi büyüklerimizden öğreneceğimiz çok şeyler vardır. Yine önemli olan bir husus ise çocuklarımızı yetiştirirken mümkün olduğu kadar onlara yaşama sevinci ve hayattan lezzet almayı aşılamalıyız ve bunların amaçları hakkında onların netleşmesini sağlamalıyız. Bu şekilde hem kendilerine olan güven ve kapasiteyle olgun ve sağlıklı kararlar verebilecek hem de inançlarını yaşarken maneviyat ile haz ve sevinç duygusunu ilişkilendirebilecekler.

Noel üzerine bir şeyler daha söylemek gerekirse, malumdur ki Noel kelimesi doğum kökeninden gelmektedir. Christmas ise, “Mesihin gönderilmesi” manasındadır. İslam’ın da Mesih diye bahsettiği büyük peygamberlerden olan İsa aleyhisselamın doğum günüyle ilişkilidir. Dünya hayatında darlanmış ve ahiret konularında ne yapacağını bilemeyen bir topluluğa kurtarıcı olarak gelmiş olmanın bir sembolüdür. Dünya insanları genel olarak dinsiz olsun ya da hangi dinde olursa olsun, yolunu şaşırmış, ne yapacağını bilemeyen bir topluluk haline geldi. Bu, gelenekten ve özden kopuşun tüm dünyayı sardığı ve herkesi peşin hazların peşine sürükleyen materyalist ve hazcı ve dolayısıyla nefsci bir anlayışın yaygınlığından kaynaklıdır. Böyle büyük bir Peygamberin doğumunun kutlanılması için yapılanlara bakıldığında hakikatin ne kadar ters yüz olduğunu anlamak hiç de zor değildir. İnsanları ilahi hakikate çağıran bir Nebi’nin takipçileri olduklarını iddia edenler bugün tüm hazları bu dünyada elde etmenin peşine düşmüşler ve maneviyattan tamamen uzaklaşmışlar, diğer insanlara da aynı şeyi empoze etmektedirler. Bizler bu ahir zamanın yolunu şaşırmış ümmeti olarak Allah’tan bizleri doğru yola iletmesini, gönüllerimizi ferahlatmasını ve hakikate açık tutup bizi perdelememesini talep edelim ve bu büyük Nebi’yi anmamızı bireysel ve toplumsal kurtuluşumuza yönelmenin bir vesilesi kılmasını talep edelim. Alternatif düşünce ve inanışları topyekûn yok sayan anlayışlar yerine olguların hakikatine uzanan bir ilim talep edelim. Bu ilmin nuruyla içimizdeki hakikat aydınlansın ve bu hakikatin nuruyla da tüm dünyanın aydınlanmasına vesile olabilelim.

Bu haber 902 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Sezai Karakoç'un Kurban Bayramı Konuşması 2 Eylül 201713 Eylül 2017

GÜZEL SÖZ (RESİMLİ)




RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu


Altyapı: MyDesign Haber Sistemi