SÜMEYYE DİYARI

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NAMAZ VAKTİ

FACEBOOK SAYFAMIZ

Dua ve Çocuk

Fatma Tuncer

09 Ekim 2011, 22:50

Fatma Tuncer

Dua, en ilkel kabilelerden en gelişmiş toplumlara kadar bütün insanlığı kuşatan, tapınma, yalvarma, güven duyma ve sığınma davranışıdır. Bir yerde, insanın kendi acizliğinin farkına varması ve bunu Rabbine karşı ifade etmesidir. Nerede yaşarsa yaşasın, her insanın, kendisi için ya da bir başkası için yaptığı duaları vardır. Dua bir yerde, kul olmanın ortak bileşeni, ortak özellikleri arasında yer alan bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyaç kişinin fıtri dokularında mevcuttur.

Çocuklarımıza, yemek yemeyi, büyüklere saygı göstermeyi öğretiriz. Oysa dua etme ihtiyacı onun fıtri kodlarında vardır ve biz onu öğretmeden de o duasını yapar. Beş yaşındaki danışanım, İlayda bana " bir yıldan beri, her gece sarılıp uyuduğum ayıcığımın burnu kopmasın diye dua ediyorum" demişti. Söylediğine göre, ayının burnu hafif aşınmış ve aşağı doğru düşmüştü ve küçük kız, her gece ayısının burnu düşmesin diye dua etmişti.

Her çocuğun, ihtiyacı doğrultusunda duaları vardır. Bu aslında insanın ihtiyaç boyutlarını da ortaya koyuyor. Çünkü ne kadar ihtiyacımız varsa, sıkıntılarımız, meşakkatlerimiz de o minvalde artıyor ve böyle durumlarda dua en büyük desteğimiz oluyor. Dolayısıyla çocuğun duası da, bir insanın doğasındaki saf duyguları ve elzem ihtiyaçları içinde barındırıyor.

Annesinin iyileşmesi için, sınıfını geçmek için, oyunlarda başarılı olmak için, çikolata ve oyuncaklar alabilmek için... dua eden çocuklar vardır... Bu aslında, insanoğlunun sadece maddi ihtiyaçlarını değil, muhtaçlığını ve tapınma, yalvarma ihtiyacını da gösteriyor. Yani, dualarımızın iki kanadı vardır. Birinde, yaşadığımız dünyaya ait sıkıntılarımızı, ıstıraplarımızı, mahrumiyetlerimizi dile getirir ve yardım dileriz. Diğerinde, ahiret hayatında mesut olabilmek için isteklerde bulunur ve dua da ederiz. Dua her iki durumda da, insana konumunu hatırlatıyor ve onu yaratıcısına yaklaştırıyor. Üstelik duada bulunurken, acizliğinizi ifade ederken, sizi anlayan, kuşatan ve yardımınıza koşan bir varlığın huzurunda olduğunuzu bilir ve kendinizi güvende hissedersiniz. Beşeri bir varlığın, huzuruna varıp O'ndan bir şeyler istediğinizde, giyim kuşamınızın, kariyerinizin, toplumdaki saygınlığınızın, etkin rol oynayacağını düşünür ve ona göre davranırsınız. Burada talebinize olumlu bir karşılık verilip verilmeyeceğinden de emin değilsinizdir. Oysa Yüce Allah, sizin sadece kalbinize davranışlarınıza bakar ve duanıza karşılık verir. İşiniz, toplum içindeki konumunuz, kültürünüz, yaşadığınız toplum ne olursa olsun ve nerede, hangi ortamda bulunursanız bulunun dua edebilirsiniz.

Psikolojinin de üzerinde durduğu üç ihtiyaç hiyerarşisinden sözedilir. Bunlar sevgi, saygı ve güvendir. İnsan yaşadığı dünyada ne kadar iyi ilişkiler kurarsa kursun, yaratıcısından kopuk bir hayat sürüyorsa güven ihtiyacını tam anlamıyla karşılayamıyor, bu bir gerçek!

Dua aslında insanın bu ihtiyacını karşılayan önemli bir ibadet. Başınız derde düştüğünde, sorunlarınızla baş başa kaldığınızda, ya da sebepsiz boşluklar, anlam yoksunluğu yaşadığınızda, herhangi bir nimete eriştiğinizde, kendinizi huzurlu hissettiğinizde hamd eder, duaya sarılır duaya yönelir ve sükût edersiniz. Dua, içinde yaşadığınız güvensizlik sorununu ortadan kaldırır. Çünkü, inanıyorsunuz ki, gücü sonsuzluğu kuşatan bir varlığa sığınmış, Onun yanınızda olduğunu hissetmişsinizdir.

Son yıllarda yapılan bir araştırmaya göre, sık sık dua eden ve ibadetlerini yerine getiren yaşlıların ölümden daha az korktuğu ortaya çıkmıştır. Bundan daha doğal ne olabilir ki, Allah'a güvenip, Ona dua ve tevekkül eden kişi için ölüm bir kavuşma sahnesinden başka ne olabilir...

Yaşadığımız çağda, dua geleneğinin zayıflaması, ruhsal çöküntüleri beraberinde getirmiştir. Çünkü, yaratıcısından kopuk bir hayat süren, Ona yönelmekten kaçınan kişi, bir süre sonra güvensizlik sorunu, anlam boşluğu yaşamaya başlayacaktır. Ölüm nedir? Öldükten sonra ne olacak? Soruları sürekli zihnini meşgul edecek ve kişi yaşadığı geçici hayatla kendini avutamayacaktır.

Dua etme isteği, insanoğlunun iç dünyasında var. O kendisine kimse bir şey öğretmese de, duada bulunuyor, istediklerini, beklentilerini Allahtan istiyor. Yeterki bu isteğini bu yeteneğini köreltmesin... Çocuğun duası insanın bu yatkınlığını ve dua etme isteğini ortaya koyuyor. O istediği bir şeyi elde edemediğinde hemen Allah'a yöneliyor masumca cümlelerle Ondan istiyor.

Aileler çocuklarını duaya teşvik etmeli ve duanın her zaman bir şey istemek için yapılmadığını belirterek her durumda ve her şartta dua edilebileceğini vurgulamalıdırlar. Çocuklar dualarını son derece doğal ve temiz duygularla ifade ederler. Ebeveynin çocuğun bu davranışını desteklemesi, onun yaşamında olumlu bir katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda, dua çocuğa güven vermekte ve onun deşarj olmasını sağlamaktadır. Çocuk herhangi bir şeye üzüldüğünde ya da mahrum kaldığında, duaya tutunarak, bunu gerginliğini giderecek ve taze bir umut elde edecektir.

Bu haber 1505 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Sezai Karakoç'un Kurban Bayramı Konuşması 2 Eylül 201713 Eylül 2017

GÜZEL SÖZ (RESİMLİ)




RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu


Altyapı: MyDesign Haber Sistemi