ORUÇ TUTMAYANIN HALİ VE FÂSK-I MÜTECAHİR


Açıklama: Aleni günah işleyen insanda utanma duygusu da yok olur. Utanma duygusu yok olan insanda başka kaybolacak şey yok demektir.
Kategori: Ailede İslamı Yaşama Sanatı
Eklenme Tarihi: 25 Şubat 2014
Geçerli Tarih: 19 Kasım 2017, 07:43
Site: SÜMEYYE DİYARI
URL: http://www.sumeyyediyari.com/haber_detay.asp?haberID=587


  Bir zamanlar Fatih Camiinde Beşiktaşlı Cemal Hoca vardı. Tebessüm ettirici vaazlar yapar, hem düşündürür, hem güldürürdü. Tebessüm ettirdiği fıkraları da hep hanımı üzerine inşa ederdi.

  Birgün yine Fatih Camiinde, bir Ramazan gününde vaaz ediyor. Dışarıda oruç tutmayanları, başı açıklan, namaz kılmayanları görüyor, onlara birşeyler demesi lazım, ama direkt olarak birşey de söylemek istemiyor.

  Konuya şöyle giriyor. Şu Hacı Cemal var ya, bu saf hanımla nasıl yaşayacak, nasıl idare edecek, bilemiyorum. Diyeceksiniz ki:

  "Senin hanım çok mu saf?"

  Aman sormayın, o kadar saf, o kadar saf ki, isterseniz bir saflık örneği vereyim de bakın anlayın. Hacı Cemal'in de bu saf hanımla nasıl yaşayacağını siz düşünün.

  Efendim, öğle namazından önce abdestimi aldım, cübbemi giydim, kapıya da çıktım, buraya vaaza gelmek üzere ayakkabılarımı giyerken bizim hanım da mutfakta iftarlık yemek hazırlıyordu. Birden feryadı bastı.

  "Eyvah, bu da mı gelecekti başıma?"

  Hemen ayakkabılarımı çıkardım, mutfağa doğru koştum, baktım, mutfakta birşey yok. Dedim ki:

  "Hanım, yangın alarmı verir gibi ne bağırıyorsun öyle? Ne var?" Dedi ki:

  "Görmüyor musun kediyi?" "Görüyorum, kediye ne olmuş?"

  "Daha ne olacak? İftarlık pideleri yiyor" demez mi? Tepem attı.

  "Hanım sen de ne kadar cimrisin. İnsan bir pide için bu kadar çığlık atar mı? İşte camiye gidiyorum. Ne kadar pide istersen alır getiririm, hem de tazesinden" deyince, hanım bu sefer saf saf bana baktı, dedi kir

  "İlahi hoca, asıl saf olan sensin! Ben pideye mi acıyorum? Görmüyor musun, şu mübarek Ramazan gününde hayvan oruç tutmuyor, oruç? Şapur şupur pide yiyor. Ben hayvanın oruç yediğine kızıyorum, ona üzülüyorum."

  Tepem iyice attı. Ben de dedim ki:

  "İlahi hatun, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar oruç tutmaz, sen bilmiyor musun ki hayvanlar namaz kılmaz, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar açık yerlerini örtme ihtiyacı duymazlar."

  Cemal Hoca cemaate döner: "Nasıl bizim bu saf hatuna iyi söylemiş miyim?"

  Cemaatte gülüşmeler, mesaj alınmıştır.

  Ramazan-ı şerifte bazen yolda sigarasını tüttüre tüttüre giden adamı görüyoruz veya lokantanın görünür tarafında oturmuş fütursuzca gündüz yemek yiyen adamı görüyoruz. Ramazan-ı şerifte hiçbir özrü olmadan, alenen oruç yiyen adamın dinimizeki adı fasık-ı mütecahirdir. Fâsık-ı mütecahır, aleni günahkâr, resmen günahkar demektir. Madem ki, sen oruç yiyeceksin, tutmayacaksın, nefsine mağlup olmuşsun, öyleyse orucu tutmak nasıl gizliyse, sokaktaki adamın oruçlu olup olmadığını nasıl bilemiyorsak, senin yediğin de hiç olmazsa gizli olmalı. Allah ile kendi aranda kalmalı ve dışarıya oruç yediğini propaganda etmemelisin Eğer gizli kalırsa ne olur? Cenab-ı Hak senin hakkında hüküm verir. Toplum senin o günahını bilmez, bilmediği için de topluma söyleyecek söz kalmaz. Kimseye de zararın olmaz, zararın nefsine, şahsına, ahiretine olur.

  Ama bunu bir de ilan edersen, herkese göstererek oruç yersen bunun adı aleni günahkarlık, yani fasık-ı mütecahirliktir. Böyle açıkça günah işleyen, fâsık-ı mütecahirin şer'i mahkemede şahitliği kabul edilmez. Bu insanın toplum içinde damgalı insan, itimad edilmeyen insan haline gelmesi, mahkemede hakimin onun şahitliğini kabul etmemesi, senin sözüne itimad edilmez diyerek mahkemeden çıkarması fevkalade dehşetli bir olaydır.

  Fâsık-ı mütecahirin durumu sadece bu kadar değildir. Onun bir de Rabbimizin huzurundaki durumu vardır. Bu hususu Efendimiz (a.s.m.) şöyle haber vermiştir: "Ümmetimin her türlü günahkarları affolunabilir, ama günahı alenen, açıkça işleyenler o aftan muhrumdurlar." Orucu alenen yiyen, onun propagandasını yapan, sadece mahkemede şahitliğinin kabul edilmemesiyle kalmıyor, Rabbimizin ilan ettiği umumi aflardan da mahrum kalıyor.

  Aleni günah işleyen insanda utanma duygusu da yok olur. Utanma duygusu yok olan insanda başka kaybolacak şey yok demektir. Peygamberlerin ittifak ettiği sözlerden birisi de, "Utanmayı terkettikten sonra ne istersen yap" sözüdür. En büyük kayıp utanma duygusunu kaybetmektir. Ramazanda alenen sigara içmek, yemek yemek utanma duygusunun kaybolduğunun işaretidir. Onun içindir ki, utanma duygusunu kaybederek alenen günah işleyenin mahkemede şahitliğinin kabul edilmemesi, ilahi aftan mahrum kalması da yetmiyor; sosyal bir durumu daha vardır o insanın. Bu insan bir gün gidip falanın kızını istese, o adam da buna kızını vermese haklıdır. Açıkça günah işleyen fasığa kız da verilmez. Bu, fıkıhta bir kaide olduğu gibi Osmanlıda da böyleydi.

Kaynak: İslamı Yaşama Sanatı - Ahmet Şahin , Yeni Asya Yayınları
Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ | www.sumeyyediyari.com