HAYATIMIZI HEDER Mİ EDİYORUZ?


Açıklama: Kul dünyada korkar, hayatını bu Allah korkusunun gereğini yerine getirerek yaşarsa, artık o kul için âhirette korku olmayacaktır. Olursa iki defa korkutulmuş olur.
Kategori: Ailede İslamı Yaşama Sanatı
Eklenme Tarihi: 25 Şubat 2014
Geçerli Tarih: 21 Eylül 2017, 17:08
Site: SÜMEYYE DİYARI
URL: http://www.sumeyyediyari.com/haber_detay.asp?haberID=586


  Bana öyle gelir ki, günlük olaylar bizi meşgul ediyor, ehemmiyet vermemiz gereken konuları geriye atıyor, mühimsenmeyecek olayları da öne çıkarıyoruz.

  Böylece ehem'le mühim yer değiştiriyor, hayatımız, ehemleri arkaya, mühim olmayanları öne alarak oyalanıp gidiyor. Hatta tabiri caizse, heder oluyor, bir bakıma da harcanıyor.

  Halbuki hayatımız bize bir defa veriliyor, birkaç defa daha yaşama imkanı olmuyor. Öyle ise ehemle mühimmi ayırmalı, ehem olanları gönlümüze yerleştirmeli, gereklerini de ön plana alıp şahsımızda yaşamalıyız.

  Hayatının ehemmiyle mühimmini bilmeyenlerin tükettikleri kos koca ömrün sonuna bakın. Göreceğiniz şey kocaman bir:

  "Eyvah, bu bâziçede biz yine yandık. Zira ziyan ortada, bilmem ne kazandık? "şeklinde acı pişmanlıktan başkası değildir.

  Bir ömür harcanmış, kos koca bir hayat tüketilmiş, ama ebedî hayata bir hazırlık yok, ahirete götürecek bir kazanç mevcut değil. İslâm adına koskoca terk ve ihmaller.

  İnsanın bu ihmali ve nisyanı yüzünden olacak ki Efendimiz (a.s.m.) Hazretleri ikaz ediyor:

  "Âhirette hesaba çekilmeden önce dünyada siz kendinizi hesaba çekin"

  Evet, hayatımızı incelemeli, günlük meşguliyetimizi düşünmeli, ebedî hayatımıza ne hazırlıyoruz, bunun muhasebesini yapmalıyız.

  Yapmalıyız ki, ömrümüzün ehemmiyle mühimmini bilmiş olalım. Bir hayatı boşuna tüketmiş olmaktan kurtulalım.

  Şurası bir gerçektir ki, burada kendini hesaba çeken orada hesaba çekilmeyecek, buradaki hazırlığı orada rahatlık sağlayıp huzur getirecektir.

  Bunun içindir ki, Rabbimiz:

  "Ben kulumu iki defa korkutmam" buyurmuştur.

  Kul dünyada korkar, hayatını bu Allah korkusunun gereğini yerine getirerek yaşarsa, artık o kul için âhirette korku olmayacaktır. Olursa iki defa korkutulmuş olur. Halbuki Rabbimiz, kulunu iki defa korkutmayacağı sözünü vermiştir. Burada korkup emirlerini yerine getiren orada korkmayacak, belki müjdelere muhatap olacaktır.

  Başka bir tabirle, burada kendini hesaba çeken, orada hesaba çekilmeyecek, buradaki hesabı, orada rahatlık temin edecektir.

  Öyle ise geliniz, burada kendimizi hesaba çekelim.

  Hayatımızın, gayesine uygun geçip geçmediğini inceleyelim. Bakalım:

  "Yaratılış gayemize uygun düşen hizmetlerin ucundan bucağından tutuyor muyuz, İslâmî vazifelerimizi yerine getiriyor, dinî mükellefiyetlerimizi icra ediyor muyuz?"

  Yoksa; varsa da, yoksa da, nefsimiz kendi istek ve arzularımızın tatmini, şahsî menfaatlerimizin tahakkuk ve temini mi? Bunların dışında bir şey düşünmüyor, millî, manevî hizmetler adına bir sancı hissetmiyor, bir keder duymuyor muyuz? Yani kos koca bir hayatı sadece nefsimiz için mi tüketiyoruz?

  Şayet böyleyse, saçımızı başımızı yolma derecesinden aşağıda bir manevi felaket değildir bu.

  Evet, bir daha tekrar ediyoruz, Allah Resulü (a.s.m.)'nün ikaz ve irşadını:

  Âhirette hesaba çekilmeden önce dünyada siz kendinizi hesaba çekin!"

  Ne diyorsunuz? Var mısınız böyle bir nefis muhasebesine? Yoksa boş mu ver? Öyle gelmiş, böyle mi gider?


Kaynak: İslamı Yaşama Sanatı - Ahmet Şahin , Yeni Asya Yayınları
Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ | www.sumeyyediyari.com