SÜMEYYE DİYARI

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NAMAZ VAKTİ

FACEBOOK SAYFAMIZ

EN İYİ YATIRIM, İNSANA YATIRIMDIR

EN İYİ YATIRIM, İNSANA YATIRIMDIR

Tarih 11 Ağustos 2012, 18:37 Editör A.Kerim Melleş

Himmetimizin en büyüğünü insan için yapmalı, insan yetiştirmeye, kendi çocuklarımızı kurtarmaya yöneltmeliyiz. İnsanın varsa her şeyin vardır. Adamın yoksa hiçbir şeyin yok demektir.

   Allah adına yapılan yatırımların en kıymetlisi, en makbulü insana yapılan yatırım, insana yapılan hayır hasenattır. İnsan yetişmesi için yapılan masraflar, insan yetişmesi için verilen emekler, insanın gelişmesi için girişilen gayretler, Allah indinde gayretlerin, masrafların en makbulü, en kıymetlisidir.

  Neden öyle?

  Çünkü bizi idare edenler insanlardır. Eğer içimizden çıkan bizim çocuklarımız mezun olmuş, yönetime geçmişler ve bizimle mücadele verir hale gelmişlerse bu insanı fevkalade ürküten bir neticedir. Kendi çocuklarımız içimizden çıkıyor, yönetime geçiyorlar ve bizimle mücadele eder hale geliyorlar.

  Tabiki, mücadele verir. Çocuğuna sahip çıkmadın, meşgul olmadın, başkaları senin elinden aldı, kendi inancını zerketti ona. Baktın ki, başörtüsüyle, imam-hatiplerle mücadele eden, halkın dindarlığından korkan bir yönetici kadrosu çıktı ortaya. Meselenin en büyüğü, derdimizin en acısı burasıdır.

  Çocuklarımızın yetiştirilmesi, dinini imanını koruyarak mezun olması, yönetime dinli imanlı mazbut insanların geçmesidir. Siyasetle, politikayla, üstten inmecilikle bu mesele hallolmaz. Bu meselenin kökten hallolması, aşağıdan yukarıya, kadro yetiştirilmesiyle mümkündür. Yani çocuklarımız okullarında, yurtlarında, kolejlerinde bizim alakamızı çekmeli, meşgul olmalıyız onlarla, bizden ne hizmet bekliyorlarsa onlara o hizmeti vermeliyiz.

  Şöyle bir olaya şahit olmuştum. Camide oturmuş kendi halimde tefekkür ederken, dışarıdan imam geldi, kulağıma eğildi, dedi ki:

  "Avluda iki hanım var. Sizi bekliyorlar. Meseleleri varmış."

  Kendi halimden çıkmayı pek istemedim, ama madem gelmişler, ne soracaklar diye dışarıya çıktım. İki hanım beni görünce hemen oturdukları yerden ayağa kalktılar. Tesettürlü hanımlardı. Bazı şeyler sorduktan sonra birisi dedi ki:

  "Hocam sizin talebeleriniz var mı?" Cevap vermeye kalmadan, "Evet sizin talebeleriniz var, biliyorum, o talebeleriniz içinde şöyle bir talebeniz de var mı?" dedi. Yine benim cevap vermemi beklemeden, "Var, o talebeniz şu anda herhalde burada yok, ama ne olur o talebeniz buraya gelirse, benim adıma onun alnından öpün" dedi. Ben şaşırdım. "Ben onun alnından, yüzünden öpecektim, ama namahremim, o cürette bulunmaktan korktum, düşündüm ki, geleyim, bu duygumu size arzedeyim, bana vekaleten siz öpün."

  "Nedir hanımefendi, ne oldu da bu talebeye bu kadar minnetarsınız?" dedim. Şöyle cevap verdi:

  "Benim oğlum vardı, derslerinde başarısızdı. Bu bizi çok üzüyordu. Bu talebe benim oğlumla tanışmış, 'Sen neden başarısızsın? Ben gelip seni okutayım' demiş. Oğlum da demiş ki:

  "Okut, ama, bizim böyle hocaya verecek paramız yok."

  "Hayır, ben para istemiyorum, sadece evinize gelip, sana bir-iki saat ders anlatayım' demiş. Çocuk geldi, bana söyledi, ben de merak ettim, kim böyle sevabına gelir de bu kadar vaktini oğluma ayırır diye.' Gelsin' dedim. Bu talebe bize gelmeye başladı, gelir, hemen zile basar, kapıyı açarız, hiç kimseye birşey söylemeden, kapının yanındaki odaya girer, oğlumla bir-iki saat meşgul olur, bir çayımızı dahi içmeden çıkıp giderdi. Böyle uzun müddet devam ettikten sonra, bir gün dedi ki: 'Benim başka öğrencilerim de var, ben artık gelemiyorum, sen benim bulunduğum yurda gel, orada başka öğrencilerin arasına karış, onlarla beraber oku' dedi.

  "Bu defa oğlum da kalktı, onun yurduna gitti. Çocuğum bir müddet yurda devam ettikten sonra, bir gün geldi bana dedi ki: 'Anne, ben evde değil de yurtta kalsam ne olur?' 'Oğlum olur mü, sen böyle alışkın değilsin' dedim. 'Hayır anne, orası çok sıcak, çok samimi bir hava var.' Sonra oğlumu gönderdim, yurtta kalmaya başladı, bu defa çok seyrek eve geliyordu. Her gelmesinde bana, 'Anne senin bu giyimin hiç hoşuma gitmiyor, uzun bir elbise giysen daha iyi olmaz mı?' demeye başladı. Ben çocuktan etkilendim, başımı örttüm, elbisemi de mazbut hale getirdim. Fakat bu defa bey karşı çıktı. 'Bu ne böyle, kapıcı karısı gibi olmuşsun. Ben böyle bir kıyafet istemem' deyince, ben 'Utan utan, çocuğundan utan, bak çocuğun bana telkin etti, ben ondan aldığım etkiyle böyle tesettüre girdim' dedim. Bunun üzerine çocuk yine bir gün eve geldi, dedi ki: 'Anne, bu yurtta abilerin arası ne kadar güzel. Toplanıyoruz, birisi cübbesini giyiyor, sarığını sarıyor, mihraba geçiyor, toplu halde öyle huzurlu bir namaz kılıyoruz ki, ben o anda başka alemlere göçüyorum. Ben veya babam öne geçse imam olsa da, şöyle ailecek evimizde de böyle huzurlu bir namaz kılsak nasıl olur?'

  "Oğlumda bu kadar güzel halleri görünce, baktım, hem derslerinde başardı olmaya başladı, hem de ahlaken çok değişti. Kendisinin değişmesiyle kalmadı, benim tesettüre girmeme de sebep oldu, ailemizin havasını değiştirdi. İşte ben bu talebeye hiçbirşey veremedim, kabul etmedi, sadece minnettarlığımı ifade etmek için, o talebe yanınıza gelince, benim yerime gözlerinden öpün, onu tebrik edin" diyorum.

  Bunun için diyorum ki, artık sevap anlayışımızın şöyle bir gözden geçirilmesi lazım. Eskiden yol yapmak, çeşme yapmak, köprü yapmak sevaptı. Devlet artık bunları yapıyor. Bundan sonra bize düşen görev, sevabın yönünü biraz değiştirip, insana yapılan yatırımın en büyük sevap olduğunu düşünmeli, himmetimizin en büyüğünü insan için yapmalı, insan yetiştirmeye, kendi çocuklarımızı kurtarmaya yöneltmeliyiz. İnsanın varsa her şeyin vardır. Adamın yoksa hiçbir şeyin yok demektir.

Kaynak: İslamı Yaşama Sanatı - Ahmet Şahin , Yeni Asya Yayınları
Hazırlayan: A.Kerim MELLEŞ | www.sumeyyediyari.com

Bu haber 2270 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Ailede İslamı Yaşama Sanatı

  • SÜLEYMANİYE CAMİİ VE MEDENİYET ÖRNEKLERİMİZ
  • MİMAR SİNAN'IN ŞAHSINDA ALLAH RIZASI
  • ÖLÜLER ALEYHİNDE KONUŞMAYINIZ
  • ALEVİ-SÜNNİ MESELESİ
  • DİL YARASI KILIÇ YARASINDAN YAMANDIR
  • ORUÇ TUTMAYANIN HALİ VE FÂSK-I MÜTECAHİR
  • HAYATIMIZI HEDER Mİ EDİYORUZ?
  • ÖLÜMDEN NEDEN KORKARIZ?
  • SAKATLAR SAĞLAM DÜŞÜNMELİ
  • ANA RAHMİ - MEZAR BENZERLİĞİ
  • ZENGİNLİK DE BİR İMTİHANDIR
  • MANEVİ ÇEVRE KİRLENMESİ VE İNSAN
  • İNSAN HAKLARININ KAYNAĞI İSLAMDIR
  • İLİM SAHİBİ GURURA KAPILIRSA NE OLUR?
  • KENDİNİ BÜYÜK GÖREN KÜÇÜLÜR
  • CUMA NAMAZI İZNİ
  • HERKES KENDİ HAYATINI YAŞAMAMALI
  • ALLAH BİZİM CENNETE GİTMEMİZİ İSTER
  • ALLAH KULUNA ZULMETMEZ
  • EN BÜYÜK ALLAH, BAŞKA BÜYÜK YOK
  • FELAKETLERİN EN BÜYÜĞÜ İMANSIZLIKTIR
  • MÜSLÜMAN AKILLI OLUR
  • HİCRET ASRINDAN GÜNÜMÜZE KOMŞU İLİŞKİLERİ
  • DİNDAR TOPLUM VE YARDIMLAŞMA DUYGUSU
  • GEÇİM SIKINTISI ŞAHSİYETİMİZİ ZEDELEMEMELİ
  • "İYİ Kİ SİZİ DİNLEDİM"
  • KADIN GİYİMİNDE KARGAŞA
  • HAYIRLI AİLE NASIL OLUR?
  • AİLE İÇİNDE DELİ VELİ ROLÜ
  • İSLAMI YAŞAMADA ÇOCUK - EBEVEYN DİYALOĞU
  • BUGÜNÜN TERBİYE SİSTEMİ
  • YARA YAPMADAN TEDAVİ ETMEK
  • HANIMIN KABAHATİ VE İBADETİ
  • TEPKİ MÜSLÜMANI DEĞİL, ETKİ MÜSLÜMANI OLMAK
  • İSLAMA HİZMET İNSANA HİZMETTİR
  • SÖYLEYENE BAKMA, DİNLEYENE BAK
  • TAKDİM
  • Anneannemin Derin Hocaları13 Aralık 2014

    GÜZEL SÖZ (RESİMLİ)


    RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu


    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi