SÜMEYYE DİYARI

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NAMAZ VAKTİ

FACEBOOK SAYFAMIZ

Ailede Şiddet

Ailede Şiddet

Tarih 28 Temmuz 2012, 17:59 Editör A.Kerim Melleş

Dayak konusunda her iki tarafın da büyük sorumlulukları var. Ama genelde ve öncelikle erkekler sorumlu.

  Eşler arası geçimsizliklerde "şiddet" önemli bir rol oynar. Erkeğin otoritesini kuramadığı zaman en sık başvurduğu silâh dayaktır. Toplumumuzda dayakla ilgili çok yanlış tutum ve kabullenmeler var.

    Kimi erkekler, dayağın hakimiyet kurmada etkili bir araç olduğuna inanır. Dayağa iki durumda başvurulur:

    Birisinde, kadının gerçekten kusuru vardır. Yerine getirmesi şart olan bir görevi ihmal etmiş veya kabul edilemez bir hata işlemiştir.

    İkincisinde, erkek haklı olduğu bir nokta olmadığı halde sırf bir tartışmadan, öfkesinden ve duygusal davranışından dolayı eşini dövmüştür.

    Biz her iki durumda da dayağın çözüm olmadığını, hem ondan çok daha etkili usullerin olduğunu, hem de dayağın çok olumsuz sonuçlar doğurduğunu söylüyoruz.

    Kimi erkekler dayakla otorite kurar ve sürdürürler. Bazen de dayak ters teper, otoriteyi kırar. Kimi durumlarda ise, dayak etkili olur; ancak erkek sevgiyle değil, hep korkuyla ve nefretle hatırlanır. Kadın, erkeğini kızdırmamak, ağır hakarete uğramamak veya dayak yememek için istemeyerek saygı gösterir. "Ne yapayım, bu benim kaderim. Hem boşanıp da ne yapacağım? Beni kim alır? Bu kadar çocuktan sonra zaten bir yere gidemem. Onların hatırı için katlanmaya mecburum" diye düşünür.

    Dayak konusunda her iki tarafın da büyük sorumlulukları var. Ama genelde ve öncelikle erkekler sorumlu. Allah'ın en değerli nimetlerinden birisi, kendilerine emanet edilen erkekler! Her şeyden önce şefkati sonsuz olan Rabbimiz, "şefkat kahramanı" olan kadınları sizlere emanet etmiş. Emanete hıyanet etmeyiniz. Emin ve güvenilir olunuz. Siz eşinizi her türlü kötülükten korumakla görevlisiniz. Başkasının zararlarına karşı göğsünüzü siper etmeniz gerekirken, nasıl olur da asıl zararı veren siz olursunuz? Birisi eşinize kötü söz söylese veya vursa, canınızı ortaya koyarcasına savaşmaz mısınız? Başkasına yasak olan bir şey nasıl olur da size serbest olabilir?

    Amerikalıların üçte birinden fazlası, bir erkeği, hanımına veya bir kadın arkadaşına vururken gördüğünü söylemektedir. Bu sonuç ailede şiddet araştırması neticesinde anlaşılmıştır. 1000 kişi üzerinde yapılan anketten, aile içi şiddetle ilgili aşağıdaki neticeler çıkmıştır:

    • Yüzde 19'u hırsızlığa veya aile fertlerinin hırsızlıktan dolayı birbirlerine hücum ettiklerine şahit olmuşlardır. Yüzde 34'ü de bir erkeğin bir kadını dövdüğünü görmüştür.

    • Kadınların yüzde 14'ü kocası veya bir erkek arkadaşı tarafından dövüldüğünü itiraf etmiştir.

    • Yüzde 88'i inanıyor ki: Bazı kişilerin dayak ve zorbalığı, çocukken evde yedikleri dayaktan veya evdeki dayak, saldırı gibi şiddet hareketlerine şahid olmaktan kaynaklanmaktadır.

    • New Hampshire Üniversitesi'nden Sosyolog M. Straus başkanlığında 1975 ve 1985 yıllarında da bir araştırma yapılmıştı. Son araştırma neticeleri, eski neticelerle aynı mahiyeti taşımaktadır. Straus şöyle diyor: "Aile içindeki dayak, zorbalık gibi şiddet hareketleri, araştırmaların gösterdiğinden daha yaygındır ve anket neticelerinin iki mislidir." Yani çiftlerin yaklaşık yüzde 68'i, senede en az bir kere şiddetli kavga ediyor, erkek kadına dayak atıyor.

    Evlilik Aşkın Şiddetlenmesidir, Bitişi Değil!

    Hem dayakla sevgi bağdaşmaz. Evlilik öncesini veya evlilikteki ilk günlerinizi hatırlayın. Nasıl toz pembe ve mutlu bir evlilik düşlüyordunuz? Eşinizi nasıl sevdiğinizi söylüyordunuz? Onsuz dünya boş ve anlamsız gelmiyor muydu size? Peki değişen ne ki, onu üzüyor, acı veriyor, ağlatıyorsunuz? Yoksa siz de mi, "Evlilik, sevgi ve aşkın bitişidir" safsatasına inanıyorsunuz? Hayır! Yanılıyorsunuz. Evlilik, sevginin ileri bir aşaması, aşkın şiddetlenmesidir. Düşünün! Eşinizde ne kadar güzel huylar, meziyetler, hünerler var. Olumlu hareket onun başarısını, size karşı olan güvenini ve sevgisini arttırır; dayak ve hakaret meziyetlerini öldürür, şevkini kırar. "Beni sopalayan bir erkek için mi bunca sıkıntıya katlanıyorum" diye düşünür.

    Dayak, şefkatle de bağdaşmaz. Kadın bazı bakımlardan zayıf ve erkeğin desteğine muhtaç bir şekilde yaratılmıştır. Ona şefkat etmelisiniz. Zaten yüreğiniz ona karşı şefkat ve merhamet hisleriyle doludur. Birkaç gün hasta olsa ne kadar üzülürsünüz. Acele doktora veya hastaneye yetiştirmek zorunda olduğunuz bir hadise yaşamış olabilirsiniz. O andaki duygularınızı düşünün. Belki kaç kez hiç üzmemeye ve hiç kırmamaya yemin etmiştiniz. Peki, bunca şefkat ettiğiniz bir varlığı, kendi elinizle incitmek, hele Rabbimizin birliğinin en güzel delili olan yüzüne vurmak, içinizdeki sımsıcak duygularla bağdaşır mı? Onun içli ağlayışı, titrek ve ürkek bakışları, üzerini ıslatan gözyaşları, çaresizliği, kimsesizliği yüreğinizi paralamıyor mu?

    Hem dayak sizi yanlış tanıtır. Sizi, sevilen, aranan, varlığıyla mutlu olunan bir erkek değil, korkulan, ürkülen ve eve gelmesi bile istenmeyen bir erkek durumuna düşürür. Belki çok güzel huylarınız, çok üstün meziyetlerimiz vardır. Ama dayak atmanız sizin bu güzelliklerinizi perdeler, sizi yanlış tanıtır.

    Dayak yerine, onu anlamaya çalışın. Bazı hatalarına sebep olan eksiklik ve aksaklıklar varsa onları tespit edip düzeltin. Konuşarak, teşvik ederek, ödüllendirerek onu ikna edin.

    Temel haklarından mahrum etmeyin. Ama bazen fazladan vermeyi düşündüğünüz bir imkânı koz olarak kullanabilirsiniz. Nasıl ödül vermek bir yolsa, ondan mahrum etmek de bir usuldür. Söz gelişi, "Böyle olursa ben de gezi programını iptal ederim veya almayı düşündüğüm şu eşyayı almam" diyebilirsiniz.

    Çünkü bazı olumlu davranışlar kadınlar tarafından istismar edilebiliyor. Kimi kadınlar, "Nasıl olsa bir şey yapmaz" diye sorumsuz davranabiliyorlar. Bu durumlarda zaman zaman surat asmak, memnuniyetsizliği belirtmek gerekebilir. Fakat şiddetin hiçbir zaman çözüm olmayacağı akıldan çıkarılmamalıdır.

    Hanımlar! Eğer sonuç almak istiyorsanız, acı söz, hakaret, tartışma ve eşinizi incitmekle bir yere varamazsınız. Tatlı dilli olun. Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkardığına göre, eşiniz yılandan da mı kötü? Önce siz eşinize göstereceğiniz sevgi, saygı ile gönlünü fethedin. Onun isteklerini yerine getirerek kozlarını elinden alın. Siz gereken tavrı sergilerseniz, o hangi bahaneyle size zarar verecektir? Zaten siz onun istediği gibi davranırsanız, o da sizin isteklerinizi yerine getirecektir.

   Erkekler! Siz de dayaktan medet ummayın. İsteklerinizi, zor ve baskıyla değil, tatlılıkla ve güzellikle yaptırın. Sevin, sevilin. Övün, takdir edin.

   İşte o zaman aileniz gerçek bir cennete dönecektir.

Bu haber 3169 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Evlilik Ve Aile Hayatı

  • Müslüman Ailenin Modernite İle İmtihanı
  • Erkeğin Hanımı Üzerindeki Hakları
  • Kadının Kocası Üzerindeki Hakları
  • Evlilikte Sadakat
  • Ailede Otorite Kimde Olmalı?
  • Nüfus Planlaması
  • Ailede Mutluluğu Engelleyen Haller
  • Kıskançlık
  • İşkolik Kocaya Sahip Veya Kocasız Aileler
  • Evlilik Gerekli Mi?
  • Evlilik ve Aşk Büyüleri
  • Boşanma Felaketi
  • Çok Eşle Evlilik
  • Zina Etmek İsteyen Genç
  • Sevgililer Günü - (Saint Valentine's Day)
  • Çıplaklık
  • Aşk ve Flört
  • İslam'da Evlilik ve Aile Hayatı
  • Sezai Karakoç'un Kurban Bayramı Konuşması 2 Eylül 201713 Eylül 2017

    GÜZEL SÖZ (RESİMLİ)


    RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu


    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi