SÜMEYYE DİYARI

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NAMAZ VAKTİ

FACEBOOK SAYFAMIZ

Nişanın Bozulması ve Sonuçları

Nişanın Bozulması ve Sonuçları

Tarih 23 Temmuz 2012, 11:45 Editör A.Kerim Melleş

Nişan bir akit olmayıp, yalnız bir evlilik va'dinden ibaret olduğu için, çoğunluk müctehitlere göre nişanlı erkek veya kızın nişandan vazgeçmesi caizdir. Bunun için karşılıklı rıza da gerekmez. Tek yanlı irade beyanı ile nişan sona ermiş olur.

    1) NİŞANIN BOZULMASI:

    Nişan bir akit olmayıp, yalnız bir evlilik va'dinden ibaret olduğu için, çoğunluk müctehitlere göre nişanlı erkek veya kızın nişandan vazgeçmesi caizdir. Bunun için karşılıklı rıza da gerekmez. Tek yanlı irade beyanı ile nişan sona ermiş olur.

    Ancak mü'min, önemli bir neden olmaksızın verdiği sözden dönmemelidir. Bu İslam ahlakının gereğidir. Çünkü özellikle bir kızın onuru ve ailesinin mahremliği ile oynamaya kimsenin hakkı yoktur. Bu yüzden nişandan önce evlenecek erkek, kadın ve aileleri iyi düşünerek, danışarak ve gerekli araştırma ve soruşturmaları yaparak, böyle bir evliliğin yürüyeceğine kanaat getirirlerse söz ve nişan işine yönelmelidir. Bir defa söz verince de çok önemli bir neden olmadıkça verilen sözden caymamalıdır.

    Allahü Teala şöyle buyurur: "Ahdi yerine getirin, çünkü (insana) ahd (in) den de sorulacaktır." (el-İsra, 17/34)

    Hadiste şöyle buyurulur: "Bana kendinizle ilgili altı şey konusunda güvence verin, ben de size cennet için güvence vereyim. Konuştuğunuz zaman doğruyu söyleyin, söz verdiğiniz zaman yerine getirin, emanete hıyanet etmeyin, cinsel organlarınızı (haramdan) koruyun, gözlerinizi (haramdan) koruyun ve ellerinize sahip olun."(Ahmed b. Hanbel, V, 323)

    2) NİŞANIN BOZULMASININ SONUÇLARI:

    Nişanlılar birbirini evlenmeye zorlayamaz ve nişanın bozulmasından ötürü evliliğe ait bir sonuç da meydana gelmez. Ancak, peşin verilmiş olan mehrin veya tarafların birbirine verdiği hediyelerin durumu bir problem olarak ortaya çıkar.

    a) Mehrin durumu:

    Erkek kıza mehir olarak bir şey vermişse, nişan bozulunca bunu geri alabilir. Verilen mehrin durması veya tüketilmiş olması da sonucu etkilemez. Mehir mevcutsa aynen, tüketilmişse bedel olarak geri verilmesi gerekir. Nişanı şu veya bu tarafın bozması yahut nişanı bozmanın şu veya bu nedene dayanması mehrin durumunu etkilemez. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 25,26; Ömer Nasuhî Bilmen, İstilahat-ı Fıkhiyye Kamusu, İstanbul, 1967, II, 12 vd.)

    1917 Tarihli Hukuki Aile Kararnamesi 8. madde şöyledir: "Nişanlılardan birisi vazgeçer veya evlenme isteğine olumlu cevap verdikten sonra ölürse, erkeğin vermiş olduğu mehrin durması halinde, ailesi onu geri alma hakkına sahiptir. Eğer mehir telef olmuşsa, kız tarafı bedelini aynen tazmin eder".

    b) Hediyelerin Durumu:

    Hanefilere göre, nişanlıların ve ailelerinin birbirine verdiği hediyeler hibe (bağış) hükmündedir. Bu yüzden bağışlanan şeyin telef olması veya tüketilmesi ya da başkasına temlik edilmesi gibi bağıştan geri dönmeyi engelleyen bir durum söz konusu olmadıkça, bağıştan dönmek caizdir. Bu yüzden erkek verdiği hediyelerin durması halinde onları geri alabilir. Fakat nişan yüzüğünün kaybolması, kurbanda götürülen koçun kesilerek tüketilmesi, nişan giysilerinin giyilip eskitilmesi gibi durumlarda hibe edilen şey elde bulunmadığı için, bedel olarak tazmin edilmeleri gerekmez.

    Malikilere göre, hediyelerin durumu, nişanı bozanın erkek veya kız oluşuna göre değişiklik göstermektedir. Eğer nişanı erkek bozmuşsa hiçbir hediyeyi geri alamaz. Hatta hediyenin mevcut oluşu veya tüketilmiş bulunması da sonucu etkilemez. Eğer vazgeçen kızsa, erkeğin hediyeleri geri alması caizdir. Hediyeler tüketilmişse kadın bunların bedelini tazmin eder.

    Şafiî ve Hanbelîlere göre ise, nişanın bozulması durumunda artık hediyeler geri alınamaz. Çünkü hediye hibe hükmünde olup, hibeden dönme teslimden sonra artık caiz değildir. Babanın oğluna yaptığı hibe bunun dışındadır.

    Hadiste şöyle buyurulur: "Bir kadın nikah akdinin sorumluluğunu üstlenmezden önce, kendisine verilen mehir, hediye veya verilmesi va'dedilen şeylerin tümü bu kadına aittir. Nikah akdi sorumluluğunu üstlendikten sonra verilenler ise, kime verilmişse ona ait olur."(eş-Şevkani, Neylû'l-Evtar, VI, 174; Nesai, Nikah, 67.)

    3) NİŞANIN BOZULMASINDA ZARARIN TAZMİNİ:

    İslam haklı bir neden olmaksızın da nişanın bozulabileceğini kabul etmiş, fakat kusursuz tarafın uğrayabileceği maddî ve manevi zararın tazmini üzerinde durulmamıştır. Halbuki evlenme umudu ile taraflar bir takım giysi ve ev eşyası satın almakta, kadın işten ayrılmakta ya da uzun nişanlılık devresi sonunda, nişanın bozulması özellikle kadının toplum içindeki itibarını sarsmaktadır. Kimi zaman nişanın bozulması kusursuz tarafın beden veya ruh sağlığını bozmaktadır. İşte bütün bu karşı tarata verilen zararları acaba kusurlu taraftan istemek mümkün müdür?

    İslam müctehitlerinin bu konuda tazminat üzerinde durmamasının nedenleri şunlar olabilir:

    1. Nişan bir akit olmayıp, bir söz vermeden ibarettir. Bu yüzden haksız olarak sözünden dönen kimse günahkar olursa da tazminatla yükümlü tutulamaz.

    2. Nişanlılık devresi evliliği daha sağlam temeller üzerine oturtmak için alınmış bir ön tedbirdir. Ağır tazminat konulması tarafları evlenmeye zorlayabilir. Evlendikten sonra geçinemeyip ayrılma nişanın bozulmasından daha ağır bir olaydır.

    3. İslam toplumunda nişanlıların yalnız başbaşa kalması veya birlikte yaşaması meşru sayılmadığı için kadının büyük ölçüde zarar göreceği, prensip olarak düşünülmemiştir.(bk. es-Sibaî, Şerhu Kanüni'l-Ahvali'ş-Sahsiyye, Dimaşk 1958, l, 44; Ebu Zehra, el-Ahvalü'ş-Şahsiyye, S: 40, 41; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, İstanbul 1983, S. 174, 175.)

    Ancak toplumun yeni değer yargılarına kapılan ve birlikte gezip dolaşan, hatta birlikte yaşayan nişanlıların ayrılmasından tarafların önemli bir maddi veya manevî zarara uğradıkları da bir gerçektir. Bu yeni yaklaşıma göre konuyu araştıran günümüz bazı fakihleri İslam'ın hileli alış-verişi yasaklamasını ve "zarar verme de zarar görme de yoktur" prensibini dikkate alarak nişanın bozulmasından zarar görenin de bu zararını mahkeme yolu ile isteyebileceğini söylemişlerdir. Diğer yandan nişanlıların yaptığı harcamalar evlenme ümidi ile olmaktadır. Maliki mezhebine göre sebebe dayalı va'd borç doğurur.

    Günümüz fakihlerinden Ebü Zehra, es-Sibaî ve Mahmud Şeltut gibi bilginler nişanın bozulması durumunda kusursuz tarafın uğradığı zararı isteyebileceği görüşündedir.

 

Bu haber 3324 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Nişan Ve Nişanlılık

  • Evlenme Niyetiyle Kadına Bakmak
  • Nişanlı Kıza Evlenme Teklifinde Bulunma
  • Nişanlanılması Mübah Olan Kadınlar
  • Eş Seçiminde Müstehap Olan Nitelikler
  • Hıtbe (Nişan) Terimi Ve Kapsamı
  • Sezai Karakoç'un Kurban Bayramı Konuşması 2 Eylül 201713 Eylül 2017

    GÜZEL SÖZ (RESİMLİ)


    RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu


    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi